Gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin yargılamada ileri sürülen her türlü iddiaya ayrıntılı yanıt vermesini gerektirir mi? Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki yerleşik içtihadına göre, bir iddianın 'karşılanması gereken esaslı iddia' niteliği taşıyıp taşımadığı nasıl belirlenir?
Hayır, gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı yanıt vermesini gerektirmez. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihadına göre (Sencer Başat ve diğerleri, B. No: 2013/7800), mahkemeler kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Ancak, bir iddianın 'karşılanması gereken esaslı iddia' niteliği kazanması için iki temel koşul aranır: 1) Davanın Esas Sorunlarıyla İlgili Olması: İddia, davanın özüne, uyuşmazlığın temel noktalarına ilişkin olmalıdır. Tali veya ilgisiz iddiaların karşılanması zorunlu değildir. 2) Sonucu Değiştirebilecek Nitelikte Olması: İddianın kabul edilmesi halinde, davanın sonucunun değişme potansiyeli bulunmalıdır. Örneğin, bir delilin sahte olduğu iddiası, mahkumiyetin ana dayanağı o delil ise sonucu değiştirebilecek niteliktedir. Bu iki koşulu taşıyan, açık ve somut bir biçimde öne sürülmüş iddia ve savunmalara, mahkemelerce makul, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile yanıt verilmesi, gerekçeli karar hakkının bir gereğidir.