4857 sayılı İş Kanunu'na tabi belirsiz süreli bir iş sözleşmesiyle çalışan işçinin, bildirim süresine uymaksızın işi bırakması (usulsüz fesih) halinde işverenin tazminat hakkı, İş Kanunu m. 17/4'te açıkça 'ihbar tazminatı' olarak düzenlenmiştir. Bu durumda, işçi lehine daha hafif sonuçlar doğurabilecek olan TBK m. 439 hükmü, 'işçi lehine yorum' ilkesi gereğince uygulanabilir mi? Doktrindeki görüşleri ve kanun koyucunun amacını dikkate alarak açıklayınız.
Bu konu doktrinde tartışmalıdır. Bir görüş, 'işçi lehine yorum' ilkesi gereği, daha lehe hükümler içeren TBK m. 439'un uygulanması gerektiğini savunur. Ancak sağlanan metindeki hakim görüşe ve kanun koyucunun amacına bakıldığında bu mümkün değildir. Gerekçe şudur: 1) Özel Kanun Önceliği: Belirsiz süreli iş sözleşmesinin usulsüz feshi, özel kanun olan İş Kanunu'nun 17. maddesinde tüm yönleriyle ve açıkça düzenlenmiştir. 'Özel kanun, genel kanundan önce gelir' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi gereğince, hakkında özel bir düzenleme bulunan bir konuda genel kanun (TBK) uygulanamaz. Burada bir kanun boşluğu yoktur. 2) Kanun Koyucunun Amacı: TBK'nın genel gerekçesinde, hizmet sözleşmelerine ilişkin hükümlerin '4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında kalan işçileri' hedeflediği ve bu işçilerle İş Kanunu'na tabi işçiler arasında 'çok büyük farklılık yaratılmamaya çalışıldığı' belirtilmiştir. Bu, kanun koyucunun İş Kanunu'na tabi işçiler için mevcut düzenlemeyi koruma iradesini gösterir. Dolayısıyla, İş Kanunu'na tabi bir işçinin usulsüz feshinde, TBK m. 439 değil, İş Kanunu m. 17'deki ihbar tazminatı hükümleri uygulanır.