Ceza muhakemesi sistemleri (tahkik, itham, karma) açısından iddianamenin rolünü karşılaştırınız. Türk Ceza Muhakemesi sisteminde, mahkemenin CMK m. 225 uyarınca 'fiille bağlı, hukuki nitelendirme ile bağlı olmaması' kuralı, sistemin hangi niteliğini yansıtmaktadır?
1) Tahkik Sistemi: Bu sistemde iddia ve yargılama makamları birleştiği için, modern anlamda bir iddianame yoktur. Hakim, soruşturmayı kendisi yapar ve yargılamayı yürütür. Suçlama, hakimin zihnindedir ve yazılı, belirli bir belgeye dayanmaz. 2) İtham Sistemi: Bu sistemde iddia ve yargılama makamları keskin bir şekilde ayrılmıştır. İddianame, yargılamanın başlaması için zorunlu olan ve davanın sınırlarını çizen temel belgedir. Hakim, iddianamede belirtilen fiil ve failin dışına çıkamaz. 3) Karma Sistem: Bu sistem, her iki sistemin özelliklerini taşır. Soruşturma evresi genellikle tahkik, kovuşturma evresi ise itham sistemine yakındır. Türk Ceza Muhakemesi sistemi, karma sistem olarak kabul edilir. CMK m. 225'teki 'mahkemenin fiille bağlı olup, hukuki nitelendirme ile bağlı olmaması' kuralı, sistemimizin itham sisteminden aldığı en temel özelliklerden biridir. 'Fiille bağlılık', yargılamanın konusunun savcının iddianamesi ile sınırlı olduğunu göstererek itham sisteminin 'davasız yargılama olmaz' ilkesini yansıtır. 'Hukuki nitelendirme ile bağlı olmama' ise, hakime maddi gerçeği araştırırken hukuku uygulama serbestisi tanıyarak tahkik sisteminden izler taşır. Bu kural, hakimin savcının hukuki değerlendirmesine tabi olmadığını, fiili delillere göre kendisinin hukuki nitelemeyi yapabileceğini (örneğin, hırsızlık olarak açılan bir davayı yağma olarak nitelendirebileceğini) gösterir.