CMK m. 170/4 uyarınca, iddianamede 'yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır' hükmünün, 'davasız yargılama olmaz' ilkesi ve sanığın savunma hakkı açısından taşıdığı önemi, Yargıtay kararları ışığında izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43821

CMK m. 170/4'teki bu hüküm, ceza muhakemesinin temel taşlarından biridir. Önemi şu noktalarda toplanır: 1) Yargılamanın Sınırlarını Çizme ('Davasız Yargılama Olmaz' İlkesi): Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/380 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, iddianame, kovuşturma aşamasının sınırlarını belirler. Mahkeme, sadece iddianamede anlatılan ve delillerle ilişkilendirilen fiil ve fail hakkında hüküm kurabilir (CMK m. 225). Olayların delillerle ilişkilendirilerek anlatılmadığı bir iddianame, belirsiz bir itham yaratır ve mahkemenin yargılama sınırlarını aşmasına, yani 'davasız yargılama' yapmasına yol açabilir. 2) Savunma Hakkının Güvencesi: Sanığın, ne ile suçlandığını net ve somut bir şekilde bilmesi, savunma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6/3-a) temel bir gereğidir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/14838 sayılı kararında vurgulandığı üzere, sanık 'iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir'. Fiillerle deliller arasında bağ kurulmadan yapılan soyut bir anlatım, sanığın hangi delile karşı hangi savunmayı yapacağını bilmesini engeller ve savunma hakkını işlevsiz kılar.