TCK m. 146'da düzenlenen kullanma hırsızlığı, basit hırsızlıktan hangi sübjektif unsurla ayrılır ve bu unsurun varlığı nasıl ispatlanır? Failin malı kısa bir süre sonra zilyedin kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakması, bu unsurun ispatı açısından tek başına yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43807

Kullanma hırsızlığı (TCK m. 146), failin malı 'geçici bir süre kullanıp zilyedine iade etmek üzere' almasıyla basit hırsızlıktan ayrılır. Bu 'iade amacı', suçun temel sübjektif unsurudur. Bu amacın ispatı, failin iç dünyasıyla ilgili olduğundan zordur. Ceza Genel Kurulu'nun 2016/235 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu amaç; 'somut olay öncesi, sırası, sanığın suç sonrası davranışları ile olayın özellikleri, failin kişisel özellikleri nazara alınarak' belirlenir. Malın kısa süre sonra zilyedin kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakılması, iade amacına dair kuvvetli bir karine oluşturur. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Örneğin, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2017/4961 sayılı kararında, çalınan aracın yakıtının bitmesi üzerine terk edilmesi, iade amacının varlığını ispatlamak için yeterli görülmemiş, bu durumun zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, fiili iade veya kolayca bulunacak yere bırakma eylemi, diğer objektif verilerle (örneğin sahibine haber verme çabası, aracın tanınmaz hale getirilmemesi vb.) desteklenmelidir.