Makalede, CMK m.153'te yapılan ve yapılacak olan değişiklikler çerçevesinde, 'soruşturmanın gizliliği' ilkesinin savunma makamına karşı uygulanması nasıl bir kısır döngü olarak nitelendirilmektedir? Yazar, bu gizliliğin hangi şartlar altında ve ne ölçüde meşru olabileceğini, 'silahların eşitliği' ilkesi ve AİHM içtihatları doğrultusunda nasıl açıklamaktadır?
Makale yazarı, soruşturmanın gizliliğinin savunma makamına karşı uygulanmasını, Türkiye'deki siyasi ve hukuki konjonktüre göre sürekli değişen bir 'kısır döngü' olarak nitelendirmektedir. 6526 sayılı Kanunla savunmaya karşı gizlilik kaldırılmış, ancak kısa süre sonra 6572 sayılı Kanunla istisnai olarak geri getirilmiştir. Yazar, bu sürekli değişikliğin istikrarsızlık yarattığını ve temel sorunun kanun metninden çok uygulama olduğunu vurgulamaktadır. Yazar, savunmaya karşı mutlak bir gizliliğe karşı çıkmakla birlikte, bunun istisnai durumlarda meşru olabileceğini kabul etmektedir. Meşruiyetin sınırlarını ise şöyle çizmektedir: 1. **İstisnailik ve Geçicilik:** Gizlilik, kural değil, istisna olmalıdır. Sadece soruşturmanın selametini (örneğin delillerin karartılmasını, tanıkların tehdit edilmesini önlemek gibi) korumak için somut olarak gerekli olan hallerde ve geçici bir süreyle uygulanmalıdır. 2. **Gerekçelendirme:** 'Soruşturma açtım, dosyaya da gizlilik kararı aldım' gibi soyut gerekçelerle değil, hangi delilin neden gizlendiğinin somut olarak açıklandığı gerekçeli bir karara dayanmalıdır. 3. **Tutuklama Halinde Sınırlama:** Şüpheli gözaltına alındığında, tutuklamaya sevk edildiğinde veya tutuklandığında, bu tedbirlere dayanak olan delil ve belgeler mutlaka şüpheliye ve müdafiine gösterilmelidir. Aksi durum, AİHM içtihatlarında vurgulanan 'silahların eşitliği' ilkesinin ve savunma hakkının ihlali anlamına gelir. 4. **Örnek Durumlar:** Yazar, mafya tehdidi altındaki bir mağdurun korunması veya örgütlü suçlarda şüphelinin serbest kalması durumunda tüm delilleri öğrenerek soruşturmayı akamete uğratmasını önlemek gibi somut tehlikelerin varlığı halinde gizliliğin gerekli olabileceğini belirtir. Ancak bu istisnaların, insanları aylarca, yıllarca delillerden habersiz bir şekilde tutuklu yargılamanın gerekçesi haline getirilmemesi gerektiğini vurgular. (Kaynak: bitmeyen-cmk-degisiklikleri.html)