Bir kanun teklifiyle CMK m.116'da arama tedbiri için aranan 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe' kriterinin 'makul şüphe' olarak değiştirilmesi önerisini, makale yazarı hangi gerekçelerle hem desteklemekte hem de eleştirmektedir? Yazarın bu değişikliğin potansiyel riskine dair temel endişesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #42548

Makale yazarı, CMK m.116'daki arama kriterinin 'makul şüphe' olarak değiştirilmesini iki yönlü bir perspektifle değerlendirmektedir: **Desteklediği Yönü (Uygulamadaki Zorluklar):** Yazar, mevcut 'somut delillere dayalı kuvvetli şüphe' kriterinin, arama tedbirinin uygulanmasını neredeyse imkansız hale getirdiğini savunmaktadır. Çünkü bir şüphelinin konutunda veya aracında suç delili (örneğin silah) olduğunu gösteren 'kuvvetli şüphe' düzeyinde delili, arama yapmadan önce elde etmek hayatın olağan akışına aykırıdır. Arama, zaten bu delillere ulaşmak için yapılan bir tedbirdir. Dolayısıyla, suç faillerine ve delillerine ulaşılabilmesi için 'makul şüphe' kriterinin daha işlevsel ve yerinde olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Anayasa m.20-21 ve AİHS m.8'in de 'makul şüphe'ye dayalı bir aramayı engellemediğini vurgulamaktadır. **Eleştirdiği Yönü (Uygulamadaki Riskler):** Yazarın temel endişesi, değişikliğin pratikteki uygulamasıdır. Eğer 'makul şüphe' kriteri, eskiden olduğu gibi sadece kolluğun soyut bilgi toplamasına dayalı ve yeterli somut gerekçeden yoksun taleplerin otomatik olarak kabul edilmesi anlamına gelecekse, bu durum keyfi aramalara ve hak ihlallerine yol açacaktır. Yazar, bu durumda savcıların ve hakimlerin kolluktan gelen talepler karşısında tekrar zor durumda kalacağını ve keyfiliğin önlenemeyeceğini belirtmektedir. Temel endişe, kanun metnindeki değişikliğin teoride haklı olsa da, uygulamada 'gerçek hukukilik denetimi' yapılmaması halinde 'polis devleti' uygulamalarına zemin hazırlama riskidir. Bu nedenle yazar, 'Eskiden olduğu gibi, “makul şüphe” kriteri yalnızca kolluğun bilgi toplaması ile elde ettiği verilere dayalı aramanın gerekçesi yapılacaksa... CMK m.116’da öngörülen “somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” ibaresi kaldırılmamalıdır.' diyerek bu endişesini açıkça dile getirmektedir. (Kaynak: bitmeyen-cmk-degisiklikleri.html)