CMK ve TCK'da yapılan sık değişiklikler, makalede 'hukuki istikrar' ve 'hukuk devleti' ilkeleri bağlamında nasıl eleştirilmektedir? Yazar, 'Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' ilkesi ile bu durum arasındaki çelişkiyi nasıl ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #42483

Makalede, 2005 yılında yürürlüğe giren TCK ve CMK gibi temel kanunlarda çok kısa sürede sayısız değişiklik yapılması, 'hukuki istikrar' ve 'hukuk devleti' ilkeleri açısından sert bir şekilde eleştirilmektedir. Bu eleştirinin temel noktaları şunlardır: 1. **Hukuki İstikrarın Zedelenmesi:** Sürekli yapılan değişiklikler, hukuk kurallarının toplum ve uygulayıcılar nezdinde yerleşmesini engeller. İçtihatların oluşmasına fırsat vermeden kanunların değiştirilmesi, öngörülebilirliği ortadan kaldırır ve sarsıcı, istikrarı bozucu sonuçlar doğurur. Hukuki istikrar, hukuk devletinin temel bir unsurudur. 2. **Toplumsal İnancın Sarsılması:** Kanunların sürekli değişmesi, toplumun hukuk kurallarının uygulanmasına olan inancını zedeler. Hukukun keyfi ve anlık ihtiyaçlara göre şekillendirildiği algısını yaratır. Yazar, 'çıkarılanın adı şeklen kanun olsa da, etki ve sonuçları bakımından “hukuk devleti” ilkesine uygunluktan bahsedilemez' diyerek bu duruma dikkat çeker. 3. **'Kanunu Bilmemek Mazeret Sayılmaz' İlkesiyle Çelişki:** Yazar, bu ilkenin geçerli olduğu bir toplumda, sıradan vatandaşların bu kadar sık ve karmaşık kanun değişikliğini takip etmesinin imkansız olduğunu vurgular. Bu durum, ilkenin kendisini anlamsızlaştıran bir çelişki yaratır. Kanun koyucunun 'insanların iyiliği için' yasa yaptığı iddiası, vatandaşın takip edemeyeceği bir yasal karmaşa yaratarak kendi samimiyetiyle çelişir. Bu durum, hukuki güvenliği temelden sarsar. Ayrıca, bu değişikliklerin genellikle 'torba kanun' usulüyle yapılması da eleştirilen bir diğer noktadır. (Kaynak: bitmeyen-cmk-degisiklikleri.html)