Duruşma tutanağının imza eksikliği ile ilgili Yargıtay içtihatlarındaki değişimi (mutlak bozma nedeninden, mahallinde giderilebilir nispi aykırılığa evrilmesini) 'usul ekonomisi' ve 'hukuki güvenlik' ilkeleri çatışması ekseninde analiz ediniz.
Duruşma tutanağındaki hakim imza eksikliği konusunda Yargıtay'ın eski ve yeni içtihatları arasındaki fark, 'usul ekonomisi' ve 'hukuki güvenlik' ilkelerinin çatışması ve hangisine daha fazla ağırlık verildiğiyle ilgilidir. **Eski İçtihat (Hukuki Güvenlik Öncelikli):** Yargıtay'ın eski ve yerleşik içtihadı (örneğin, YCGK 2010/33 K. sayılı kararı), imza eksikliğini, hükmün esası incelenmeksizin **mutlak bir bozma nedeni** olarak kabul ediyordu. Bu yaklaşımın temelinde **hukuki güvenlik** ilkesi yatmaktaydı. * **Gerekçe:** İmza, tutanağın değiştirilmediğinin ve içeriğinin doğruluğunun temel güvencesidir. İmzasız bir tutanak, resmi belge niteliğini ve ispat gücünü (CMK m.222) kaybeder. Böyle bir belgeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Hukuki güvenlik, yargılama işlemlerinin şekle sıkı sıkıya bağlı kalarak yapılmasını ve belgelere tam bir güven duyulmasını gerektirir. Bu yaklaşımda, usul ekonomisi (yargılamanın hızı) ikinci plandadır; asıl olan yargılamanın güvenilirliğidir. **Yeni İçtihat (Usul Ekonomisi Ağırlıklı):** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun daha sonraki tarihli kararıyla (örneğin, YCGK 2013/56 K. sayılı kararı) benimsediği yeni yaklaşım ise, imza eksikliğini mutlak bir bozma nedeni olarak görmeyip, **nispi bir hukuka aykırılık** olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşımda **usul ekonomisi** ilkesi öne çıkmaktadır. * **Gerekçe:** Eğer imza eksikliği, CMK'da sayılan mutlak bozma nedenlerinden değilse, hükmün esasına etki edip etmediği araştırılmalıdır. Zabıt katibinin imzasının bulunması, gerekçeli kararın aynı hakim tarafından imzalanması, kısa kararla çelişki olmaması ve tarafların tutanağın içeriğine itiraz etmemesi gibi durumlarda, imza eksikliğinin bir unutkanlıktan kaynaklandığı ve tutanağın güvenilirliğini sarsmadığı kabul edilir. Bu durumda, sadece bir imza eksikliği için dosyayı bozup yerel mahkemeye göndermek, yargılamayı gereksiz yere uzatacaktır. Bu eksiklik, mahallinde tamamlattırılabilecek bir noksanlıktır. **Çatışmanın Analizi:** İçtihat değişikliği, Yargıtay'ın katı şekilcilikten, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması hedefine doğru bir kayma yaşadığını göstermektedir. Eski yaklaşım, hukuki güvenliği en üst düzeyde tutarken, yargılamaların uzamasına neden olabiliyordu. Yeni yaklaşım ise, usul ekonomisini gözeterek daha pragmatik bir çözüm sunmakta, ancak karşı oy yazılarında da belirtildiği gibi, tutanakların güvenilirliği konusunda potansiyel bir risk barındırmaktadır. Bu, ceza muhakemesinde şekil kurallarının ne ölçüde esnetilebileceğine dair temel bir tartışmayı yansıtmaktadır. (Kaynak: cmk-madde-222-durusma-tutanaginin-ispat-gucu.html)