ByLock kullanıcısı olduğu 'ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı (BTDT)' ile sabit olan bir sanık hakkında, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre örgüt üyeliğinden mahkumiyet kararı verilebilmesi için başka bir yan delile ihtiyaç var mıdır? AİHM'nin Akgün/Türkiye kararı sonrası, sadece BTDT'ye dayalı bir mahkumiyet kararının gelecekte AİHS m.6 (dürüst yargılanma hakkı) açısından yaratabileceği potansiyel riskler nelerdir?
**Yargıtay İçtihadına Göre Durum:** Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, bir sanığın ByLock kullanıcısı olduğunun BTDT ile kesin olarak tespit edilmesi, silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyeliği suçundan mahkumiyet kararı vermek için **tek başına yeterli ve belirleyici bir delildir**. Yargıtay, bu programın münhasıran örgüt üyeleri tarafından gizli haberleşme amacıyla kullanıldığını, bu nedenle programa dahil olmanın örgütle organik bağ kurma ve hiyerarşisine dahil olma iradesini gösterdiğini kabul etmektedir. Bu yaklaşıma göre, mahkumiyet için başka bir yan delile (tanık beyanı, finansal hareket vb.) ihtiyaç yoktur. CGNAT (HIS) kayıtları tek başına yeterli görülmezken, BTDT'nin varlığı mahkumiyet için yeterli kabul edilir. **AİHM Kararı Sonrası Potansiyel Riskler (AİHS m.6 Açısından):** Makalede, AİHM'nin tutuklulukla ilgili Akgün/Türkiye kararının, gelecekte mahkumiyet kararlarına ilişkin yapılacak başvurularda AİHS m.6 (dürüst yargılanma hakkı) açısından potansiyel riskler barındırdığı tartışılmaktadır. Bu riskler şunlardır: 1. **Delilin Tek Başına İkna Edici Olmaması Riski:** AİHM, tutuklama için dahi ByLock kullanımını tek başına 'kuvvetli şüphe' için yeterli görmemiş ve yan delillerle desteklenmesi gerektiğini belirtmiştir. AİHM'in, daha ağır bir standart olan 'şüphenin her türlü şüpheden uzak olarak yenilmesi' gereken mahkumiyet aşamasında, sadece BTDT'ye dayalı bir kararı dürüst yargılanma hakkına uygun bulmaması riski vardır. AİHM, 'bariz takdir hatası' veya 'açıkça keyfilik' gördüğü durumlarda delil değerlendirmesine girebilir. 2. **Savunma Hakkının Kısıtlanması (Silahların Eşitliği):** Savunma makamının, ham verilerine ulaşamadığı, nasıl elde edildiği ve işlendiği konusunda tam bilgi sahibi olamadığı dijital bir delile karşı etkin bir savunma yapmasının zorluğu, 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlali olarak değerlendirilebilir. AİHM, savunmanın, aleyhindeki delile etkin bir şekilde meydan okuma imkanına sahip olup olmadığını inceler. 3. **'Şekli Suç' Yaratma Tehlikesi:** ByLock kullanımının, içeriğine ve amacına bakılmaksızın otomatik olarak örgüt üyeliği anlamına geldiği kabulü, fiilin manevi unsurunu (kast, amaç) göz ardı eden ve bir nevi 'şekli suç' (formal crime) yaratan bir yaklaşımdır. Bu durum, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle çelişebilir. AİHM, bu tür otomatik ve karineye dayalı suçlamaları sorunlu bulabilir. Sonuç olarak, Yargıtay'ın mevcut yaklaşımı ile AİHM'in ima ettiği standartlar arasında bir gerilim bulunmaktadır. AİHM, gelecekteki başvurularda sadece BTDT'ye dayalı mahkumiyetleri AİHS m.6'nın ihlali olarak görebilir. (Kaynak: orgut-uyeligi-tespitinde-bylock)