Bir sanık, 'Senin o koltuğu kaybetmen için elimden geleni yapacağım, o seçim zamanı dağıtılmayan gazeteyi herkese yollayacağım, herkes bilsin' şeklinde bir mesaj göndermiştir. Yargıtay, bu eylemin TCK m.107/2'deki şantaj suçunu oluşturup oluşturmadığını değerlendirirken, 'yarar sağlama' unsurunun ne şekilde gerçekleştiğinin açıkça gösterilip tartışılması gerektiğini belirtmiştir. Bu karardan hareketle, 'yarar sağlama' unsurunun sübjektif ve objektif boyutlarını açıklayınız.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/7254 K. sayılı kararındaki bu vurgu, 'yarar sağlama' unsurunun iki boyutu olduğunu göstermektedir: 1) Sübjektif Boyut (Maksat): Failin, tehdidi 'kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak özel maksadıyla' yapması gerekir. Bu, suçun manevi unsuruna ilişkindir. Sanığın amacı, sırf mağduru korkutmak, küçük düşürmek veya rahatsız etmek değil, bu tehdidi bir baskı aracı olarak kullanarak bir sonuç elde etmektir. 2) Objektif Boyut (Yararın Niteliği): Failin elde etmeyi amaçladığı yararın ne olduğunun, eylemin bütününden veya sözlerin içeriğinden somut olarak anlaşılabilmesi gerekir. Yargıtay'ın kararında istediği tam olarak budur. Sanığın amacı nedir? Mağdurun bir eylemi yapmasını mı, yapmamasını mı istemektedir? Bir alacağını mı tahsil etmeye çalışmaktadır? Mağdurun istifa etmesini mi hedeflemektedir? Kararda, failin amacı olan 'yarar'ın ne olduğunun somut olarak belirtilip tartışılmaması, mahkumiyet kararının gerekçesiz kalmasına neden olmuştur. Sanığın amacı sadece 'koltuğu kaybettirmek' ise, bu durum 'yarar sağlama' değil, 'zarar verme' kastını gösterir ve eylemi şantajdan ziyade tehdit suçuna yaklaştırabilir. Dolayısıyla, mahkemenin, failin bu tehditle ne tür bir 'yarar' elde etmeyi amaçladığını somutlaştırması, suç vasfının doğru tayini için zorunludur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)