Bir vasiyetnamenin iptali davasında, davalılar, davanın hak düşürücü süre olan 1 yıl içinde açılmadığını savunmuştur. Davacı ise, vasiyetnamenin açılıp okunmasına ilişkin sulh hukuk mahkemesi kararının kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu nedenle öğrenme tarihinin daha geç olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda mahkeme, hak düşürücü sürenin başlangıcını nasıl tespit etmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41218

Bu durumda mahkeme, hak düşürücü sürenin başlangıcı olan 'öğrenme' tarihini tespit etmek için, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin sulh hukuk mahkemesi dosyasını getirtmeli ve tebligat işlemlerini detaylı bir şekilde incelemelidir. TMK m.596, vasiyetnamenin, bilinen tüm mirasçılara ve vasiyet alacaklılarına tebliğ edilmek üzere açılıp okunacağını amirdir. Vasiyetnamenin iptali davası için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre, davacının 'tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten' başlar (TMK m.559). Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2024/321 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bu öğrenme, genellikle vasiyetnamenin açılıp okunmasına ilişkin kararın usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesiyle gerçekleşmiş sayılır. Eğer davacıya yapılan tebligat usulsüz ise veya hiç tebligat yapılmamışsa, öğrenme tarihi bu tebligata göre belirlenemez. Davacının, durumu başka bir yolla (örneğin vasiyetnamenin tenfizi davası açılmasıyla) öğrendiğini iddia etmesi halinde, bu öğrenme tarihinin ne zaman gerçekleştiği araştırılır ve bir yıllık süre bu tarihten itibaren başlatılır. Dolayısıyla, sürenin tespiti için tebligat evraklarının usulüne uygunluğu kritik bir öneme sahiptir. (Kaynak: or.av.tr/sakli-pay-nedir/)