Bir sanık, 'Senin hakkında paralel yapıdan olduğuna dair elimde belgeler var, bunları savcılığa veririm' diyerek mağdurdan menfaat talep etmiştir. Bu eylemde, mağdurun gerçekten 'paralel yapı' ile bir ilgisinin olup olmamasının, şantaj suçunun (TCK m.107/2) oluşumu açısından bir önemi var mıdır?
Hayır, mağdurun isnat edilen fiili (paralel yapı üyesi olma) gerçekten işleyip işlemediğinin, şantaj suçunun oluşumu açısından bir önemi yoktur. TCK m.107/2, 'şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği' tehdidini cezalandırır. Burada önemli olan, açıklanacağı söylenen hususun, doğru veya yanlış olmasından ziyade, 'mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikte' olmasıdır. Bir kişiye, toplumda olumsuz bir algısı olan ve suç teşkil eden bir yapıya üye olduğu yönünde bir isnatta bulunulacağı tehdidi, o kişinin sosyal ve mesleki itibarını zedelemeye, onu küçük düşürmeye elverişlidir. Bu isnat ister doğru olsun, ister tamamen uydurma olsun, bu niteliğini değiştirmez. Fail, bu isnadın mağdur üzerinde yaratacağı baskıdan yararlanarak menfaat elde etmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla, isnadın doğruluğu veya yanlışlığı değil, şeref ve saygınlığa zarar verme potansiyeli ve bu potansiyelin bir baskı aracı olarak kullanılması suçun oluşumu için yeterlidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html, genel ceza hukuku ilkeleriyle birleştirilmiştir.)