Bir sanık, mağdurun iş yerini kapatacağı yönünde tehditte bulunmuştur. Bu eylemin TCK m.107/1'deki şantaj suçunu oluşturabilmesi için, sanığın bu tehdidi gerçekleştirme konusunda 'yetkili' olması şart mıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Evet, şarttır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/28634 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, TCK m.107/1'deki şantaj suçunun oluşabilmesi için, failin 'yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi' yapacağından veya yapmayacağından bahsetmesi gerekir. Sanığın 'iş yerini kapattırırım' şeklindeki sözünün bu suç kapsamında değerlendirilebilmesi için, sanığın bu işlemi yapmaya yasal olarak 'yetkili' olması (örneğin bir belediye zabıta amiri, vergi müfettişi olması) gerekir. Eğer sanığın böyle bir yetkisi yoksa, bu tehdit 'hakkı olan bir şeyi yapma' kapsamına girmez. Bu durumda tehdit, inandırıcılığı ve ciddiyeti oranında, TCK m.106'daki genel tehdit suçu kapsamında değerlendirilebilir, ancak TCK m.107/1'deki özel şantaj suçunu oluşturmaz. Dolayısıyla, bu fıkranın uygulanabilmesi için, failin ileri sürdüğü hak veya yükümlülüğün, hukuken var olan ve fail tarafından kullanılabilen bir hak veya yükümlülük olması zorunludur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)