Rüşvet suçunda 'etkin pişmanlık' hükümlerinden yararlanan ve hakkında ceza verilmemesine karar verilen bir failin (örneğin rüşvet veren), aynı olayda yargılanan diğer faillerin (örneğin rüşvet alan kamu görevlisi) davasında tanık olarak dinlenmesi durumunda, bu kişinin beyanları tek başına mahkumiyet için yeterli bir delil midir? Bu beyanların delil değeri nasıl takdir edilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41208

Etkin pişmanlıktan yararlanan failin beyanları, diğer sanık aleyhine önemli bir delildir, ancak kural olarak tek başına mahkumiyet için yeterli kabul edilmemelidir. Bu tür beyanların delil değeri takdir edilirken mahkeme şu hususları göz önünde bulundurmalıdır: 1) Çelişki Kontrolü: İtirafçı sanığın beyanlarının, kendi içinde ve soruşturma/kovuşturmanın farklı aşamalarında tutarlı olup olmadığı incelenmelidir. 2) Yan Delillerle Desteklenme Zorunluluğu: 'İkrarın/itirafın delilleri bağlaması' ilkesi gereği, itirafçı beyanlarının maddi bir hata içermediğinin ve gerçeğe uygun olduğunun başka yan delillerle (tanık beyanları, HTS kayıtları, kamera görüntüleri, belge vb.) desteklenmesi gerekir. Tek başına soyut bir itiraf, mahkumiyet için yeterli değildir. 3) Menfaat Durumu: Etkin pişmanlıktan yararlanan kişinin, kendisini tamamen veya kısmen kurtarmak, suçu diğer sanığın üzerine yıkmak gibi bir menfaatinin olup olmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Bu potansiyel menfaat, beyanın güvenilirliğini azaltan bir faktör olabilir. Sonuç olarak, etkin pişmanlıktan yararlanan kişinin beyanları, 'delil başlangıcı' niteliğinde, son derece önemli bir kanıttır. Ancak mahkeme, bu beyanı 'tek ve mutlak doğru' olarak kabul etmemeli, mutlaka yan delillerle destekleyerek ve şüpheden sanık yararlanır ilkesini de gözeterek bir kanaate varmalıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html ve genel ceza muhakemesi bilgisi)