Bir tenkis davasında, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan hak düşürücü veya zamanaşımı süreleri mi, yoksa mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan süreler mi uygulanır? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2024/4285 E. sayılı kararında bu konuda nasıl bir ilke benimsenmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41206

Bu konuda temel ilke, mirasın açıldığı, yani 'mirasbırakanın ölüm tarihinde' yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanmasıdır. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 17. maddesi, mirasçılık ve mirasın geçişinin, mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirleneceğini amirdir. Bu kural, maddi hukuka ilişkin süreler olan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler için de geçerlidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin anılan kararında, murisin 12.01.1987 tarihinde vefat ettiği tespit edilmiştir. Bu tarih, 4721 sayılı yeni Medeni Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.01.2002'den öncedir. Dolayısıyla, olaya, o tarihte yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekir. Yargıtay, bu nedenle, tenkis davasına ilişkin zamanaşımı süreleri açısından, 4721 sayılı TMK'nın 1 ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerini değil, 743 sayılı Kanun'un 513. maddesinde öngörülen 1 ve 5 yıllık 'zamanaşımı' sürelerinin dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir. Bu, kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel bir ilkenin tenkis davalarındaki yansımasıdır. (Kaynak: or.av.tr/sakli-pay-nedir/)