Sanık olan polis memuru, uyuşturucu maddeyle yakaladığı iki kişiyi, 'Bunun cezası 6 ay hapis, 7 milyar para cezası' diyerek para karşılığı serbest bırakmayı teklif etmiştir. Bu eylem, irtikap suçu mudur, yoksa rüşvet suçu mudur? Yargıtay'ın 'manevi cebir' ve 'gayrimeşru zemin' kriterlerini bu olaya uygulayarak cevaplayınız.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/9842 K. sayılı kararına göre, bu eylem rüşvet suçunu oluşturur, irtikap değil. Ayrım şu kriterlere dayanır: 1) Manevi Cebir (İcbar) Unsuru: İrtikap suçunun (özellikle icbar suretiyle irtikap) oluşması için, kamu görevlisinin kullandığı manevi cebrin, mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli, ciddi ve mağdurun bu baskıdan kolayca kurtulma olanağının bulunmadığı bir boyutta olması gerekir. Sanık polisin, kanundaki cezayı hatırlatarak para istemesi, Yargıtay tarafından bu nitelikte bir 'icbar' olarak kabul edilmemiştir. 2) Tarafların Zemini (Gayrimeşru Zemin): İrtikap suçunda mağdur, hukuka uygun bir zemindedir ve kamu görevlisinin haksız talebine maruz kalır. Rüşvet suçunda ise genellikle her iki taraf da 'gayrimeşru bir zemindedir'. Somut olayda, uyuşturucu maddeyle yakalanan kişiler de bir suç işlemiş durumdadır. Yani onlar da hukuka aykırı bir konumdadır. Bu durum, aralarındaki ilişkinin, bir mağdur-fail ilişkisinden ziyade, karşılıklı bir menfaat anlaşması (rüşvet) zemininde kurulduğunu gösterir. Karşı taraf da yasal olmayan bir zeminde olduğu için, polisin teklifinden kolayca kurtulma (örneğin durumu ihbar etme) imkanına sahiptir. Bu nedenlerle Yargıtay, eylemin irtikap değil, tarafların karşılıklı iradeleriyle oluşan bir rüşvet anlaşması (rüşvet alma-verme) olduğunu kabul etmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)