Bir sanık hakkında hem TCK m.107/2'den (şantaj) hem de TCK m.134'ten (özel hayatın gizliliğini ihlal) dava açılmıştır. Yargılama sonunda mahkeme, sanığın eyleminin TCK m.106'daki 'sair tehdit' suçunu oluşturduğuna ve bu suçun da şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetinin bulunmaması nedeniyle 'düşme' kararı vermiştir. Yargıtay'ın bu kararı bozma gerekçesi ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41193

Yargıtay'ın bu kararı bozma gerekçesi, mahkemenin 'suç vasfında yanılgıya' düşmesidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2019/2405 E., 2020/6408 K. sayılı kararında da benzer bir durum söz konusudur. Mahkeme, sanığın eyleminde şantajın 'yarar sağlama' unsurunun bulunmadığı gerekçesiyle eylemi 'sair tehdit' olarak nitelendirmiş ve bu suç şikayete bağlı olduğu için düşme kararı vermiştir. Yargıtay'ın bu tür kararları bozma gerekçesi şudur: Sanığın, mağdura ait özel görüntüleri kullanarak ondan bir şey (örneğin cinsel ilişki) talep etmesi, 'yarar sağlama maksadı'nın varlığını gösterir. 'Yarar' sadece maddi olmak zorunda değildir. Bu durumda eylem, şikayete tabi olmayan 'şantaj' suçunu (TCK m.107/2) oluşturur. Mahkemenin, eylemi yanlış nitelendirerek şikayete tabi olan tehdit suçu olarak kabul etmesi ve bu nedenle düşme kararı vermesi, hem suçun gerçek niteliğini göz ardı etmek hem de takibi şikayete bağlı olmayan bir suçun cezasız kalmasına yol açmak anlamına gelir. Bu, temel bir hukuki hatadır. Mahkemenin yapması gereken, eylemin şantaj suçunu oluşturduğunu tespit edip, şikayet olmasa dahi yargılamaya devam ederek esastan bir hüküm kurmaktır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)