Sanık, kendisinden ayrılmak isteyen mağdura, 'Benden ayrılırsan, hem çıplak fotoğraflarını ailene gösteririm, hem de seni öldürürüm' şeklinde tehditlerde bulunmuştur. Yargıtay'ın bu tür olaylarda, hem şantaj (TCK m.107/2) hem de hayata yönelik tehdit (TCK m.106/1) suçlarından ayrı ayrı ceza verilmesini hukuka aykırı bulmasının ceza hukuku tekniği açısından gerekçesi nedir?
Yargıtay'ın bu yaklaşımının ceza hukuku tekniği açısından gerekçesi, 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisi ve eylemin 'tek bir fiil' olarak kabul edilmesidir. Sanığın birden fazla tehdit içeren sözler sarf etmesine rağmen, bu sözler tek bir amaca (mağdurun ayrılmasını engellemek) yönelik, aynı suç işleme kararı altında, kesintisiz bir eylem bütünlüğü oluşturmaktadır. Bu durumda, kanundaki özel ve daha ağır nitelikli norm, genel ve daha hafif olan normu 'tüketir'. - Şantaj suçu (TCK m.107/2), tehdidin 'şeref ve saygınlığa zarar verecek bir hususun açıklanacağı' şeklinde özel bir biçimde ve 'yarar sağlama maksadıyla' işlenmesini gerektiren, tehdit suçuna göre daha özel (lex specialis) bir düzenlemedir. - Hayata yönelik tehdit (TCK m.106/1) ise, şantaj eyleminin ciddiyetini ve mağdur üzerindeki baskıyı artırmak için kullanılan bir araç haline gelmektedir. Yargıtay'a göre bu durumda, farklı hukuki değerleri ihlal eden birden fazla suç değil, unsurları içinde daha hafif olan tehdidi de barındıran tek bir 'kül halinde şantaj suçu' vardır. Ölüm tehdidi, şantajın bir parçası olarak kabul edilir. Bu nedenle, hem TCK m.107'den hem de TCK m.106'dan ayrı ayrı ceza vermek, 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama ve cezalandırma yasağı) ilkesinin ihlaline yol açar. Eylem, daha özel ve kapsamlı olan şantaj suçu olarak nitelendirilmeli ve sadece bu suçtan ceza verilmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)