Bir sanık, mağdurdan para alırken polisin yaptığı operasyonla suçüstü yakalanmıştır. Operasyon, mağdurun, sanığın kendisinden rüşvet istediği yönündeki ihbarı üzerine planlanmıştır. Bu durumda sanığın eylemi, tamamlanmış rüşvet suçu mudur, yoksa rüşvete teşebbüs müdür? Yargıtay'ın 'görünüşteki rıza' kavramını bu olaya uygulayarak açıklayınız.
Bu durumda sanığın eylemi, rüşvete teşebbüs suçunu (TCK m.252/4) oluşturur; tamamlanmış rüşvet suçu değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına (örn: 2015/49 K.) göre, rüşvet suçunun tamamlanabilmesi için, tarafların serbest iradeleriyle bir 'rüşvet anlaşması' yapmaları gerekir. Mağdurun, faili yakalatmak amacıyla, polisle işbirliği içinde, rüşvet teklifini kabul etmiş gibi davranması, gerçek bir rıza değildir. Bu, 'görünüşteki rıza' veya 'dış rıza' olarak adlandırılır. Mağdurun iradesi rüşvet vermeye değil, suçu ortaya çıkarmaya yöneliktir. Karşı tarafın gerçek rızası olmadığı için, tarafların iradelerinin birleştiği hukuki anlamda bir 'anlaşma' kurulmamış olur. Anlaşma unsuru gerçekleşmediği için suç tamamlanamaz. Ancak, rüşvet talep eden veya teklifi kabul etmiş gibi görünen kamu görevlisinin kastı ve eylemi suç işlemeye yöneliktir. Anlaşma, karşı tarafın gerçek iradesinin olmaması nedeniyle sağlanamadığından, failin eylemi TCK m.252/4 kapsamında teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)