TCK m.252/8'de sayılan tüzel kişiler (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, halka açık anonim şirketler, kooperatifler vb.) adına hareket eden kişilerin rüşvet suçunu işlemesi durumunda, bu kişilerin 'kamu görevlisi' sıfatını taşıyıp taşımamasının bir önemi var mıdır? Bu düzenlemenin amacı nedir?
Hayır, bir önemi yoktur. TCK m.252/8, bu maddede sayılan ve kamusal niteliği veya toplumsal etkisi yüksek olan özel hukuk tüzel kişileri adına hareket eden kişilerin işlediği rüşvet fiillerini, klasik rüşvet suçuyla aynı yaptırıma tabi tutmuştur. Bu fıkranın en önemli özelliği, 'kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın' ifadesidir. Yani, bir kooperatif yöneticisi veya halka açık bir şirketin genel müdürü, TCK m.6'daki kamu görevlisi tanımına girmese bile, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla menfaat temin ederse, aynen bir kamu görevlisi gibi rüşvet suçundan (TCK m.252) sorumlu tutulur. Bu düzenlemenin amacı, yolsuzlukla mücadeleyi sadece dar anlamda kamu sektörünü kapsayacak şekilde sınırlamamak, kamusal etki yaratan, toplumun genelini ilgilendiren veya kamu fonları kullanan önemli özel sektör kuruluşlarındaki yolsuzlukları da rüşvet suçu kapsamına alarak, bu alanlarda da şeffaflığı ve dürüstlüğü sağlamaktır. Bu, rüşvet suçunun kapsamını 'özel sektör rüşveti'ni de içerecek şekilde genişleten modern bir yaklaşımdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)