Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2014/20387 E., 2017/1292 K. sayılı kararında, davacı vekilinin ölü davalılar yönünden davayı 'atiye terk ettiğini' beyan etmesi üzerine mahkemenin nasıl bir yol izlemesi gerektiği belirtilmiştir? 'Atiye terk' beyanının hukuki niteliği nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41187

Yargıtay, bu durumda mahkemenin, davacı vekilinin beyanının hukuki niteliğini netleştirmesi gerektiğini belirtmiştir. 'Atiye terk etmek', Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) tanımlanmış bir hukuki terim değildir. Bu ifade, uygulamada genellikle davanın takipsiz bırakılması (HMK m.150 - dosyanın işlemden kaldırılması) veya davadan feragat (HMK m.307) ya da davanın geri alınması (HMK m.123) anlamında kullanılabilmektedir. Bu kurumların hukuki sonuçları birbirinden tamamen farklıdır: - Davadan Feragat: Davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir, kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve aynı konuda yeniden dava açılamaz. - Davanın Geri Alınması: Davacının davasını geri çekmesidir, davalının açık rızasına bağlıdır ve feragat gibi kesin hüküm sonucu doğurmaz. - Davanın Takipsiz Bırakılması: Tarafların duruşmaya gelmemesi veya usuli bir işlemi yapmaması üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasıdır, 3 ay içinde yenilenmezse dava açılmamış sayılır. Yargıtay'a göre mahkeme, 'atiye terk' gibi muğlak bir ifade karşısında, davacı vekiline bu beyanının tam olarak ne anlama geldiğini (feragat mi, geri alma mı, takipsiz bırakma mı) açıklattırmalı ve buna göre usuli bir karar vermelidir. Bu netleştirme yapılmadan karar verilmesi, usule aykırıdır ve bozma sebebidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-50-taraf-ehliyeti.html)