Bir sanık, askeri yasak bölgeye gizlice girmiş, ancak daha sonra bu eyleminin TCK m.332'deki suçu oluşturduğunu öğrenerek pişman olmuştur. Sanığın bu pişmanlığı, 'hata' kurumu (TCK m.30) kapsamında değerlendirilebilir mi?
Hayır, değerlendirilemez. Bu durum, 'hata' kurumu ile 'pişmanlık' arasındaki temel farkı ortaya koyar. TCK m.30'da düzenlenen 'hata', failin suçu işlediği 'anda' fiilinin haksızlık içeriğini veya kanuni tanımdaki maddi unsurları bilmemesidir. Yani hata, suçun işlenişi sırasındaki bir bilgi eksikliğidir ve kastı ortadan kaldırabilir. Pişmanlık ise, failin suçu işledikten 'sonra', eyleminin haksızlığını anlayarak duyduğu üzüntüdür. Somut olayda sanık, eylemi işlerken (yasak bölgeye girerken) kastla hareket etmiş, ancak daha sonra bu eyleminin suç olduğunu öğrenerek pişman olmuştur. Bu, TCK m.30/4'te düzenlenen ve kural olarak ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmayan 'haksızlık yanılgısı' (kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesi) veya suç işlendikten sonraki bir pişmanlıktır. Bu durum, failin kastını ortadan kaldırmaz. Bu pişmanlık, ancak TCK m.62'deki takdiri indirim nedenleri arasında 'fiilden sonraki davranışları' kapsamında değerlendirilebilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-332-askeri-yasak-bolgelere-girme-sucu.html ve genel ceza hukuku bilgisi)