Cumhurbaşkanına hakaret suçundan (TCK m.299) bir sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş, ancak yargılama sırasında Adalet Bakanlığı'ndan usulüne uygun kovuşturma izni alınmadığı anlaşılmıştır. Bu durumun, verilen mahkumiyet hükmü üzerindeki etkisi ne olur?
Bu durum, verilen mahkumiyet hükmünün Yargıtay tarafından bozulmasını gerektiren mutlak bir usul hatasıdır. TCK m.299/3 uyarınca, bu suçtan dolayı kovuşturma (dava) yapılabilmesi, Adalet Bakanı'nın iznine bağlıdır. Bu izin, bir 'kovuşturma şartı'dır. CMK m.223/8'e göre, 'Türk Ceza Kanununda öngörülen ... kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde, davanın düşmesine karar verilir.' Ancak eğer mahkeme bu şartın yokluğunu fark etmeden yargılamaya devam edip hüküm kurmuşsa, bu durum 'hükme etkili olan' ve 'mutlak hukuka aykırılık' hali teşkil eden bir yargılama şartı ihlalidir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/5297 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, kovuşturma izni alınmadan yargılamaya devam edilerek mahkumiyet kararı verilmesi, kanuna açıkça aykırıdır ve temyiz incelemesinde hükmün bozulması sonucunu doğurur. Mahkemenin yapması gereken, dosyayı bozma sonrası yeniden ele alıp, öncelikle Adalet Bakanlığı'ndan izin istemek, izin gelmezse davayı düşürmek, izin gelirse yargılamayı yeniden yapmaktır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-cezasi-tck-299/)