Bir TC vatandaşı olan sanık, 2. derece askeri yasak bölgede, tarihi eser bulmak amacıyla kaçak kazı yaparken yakalanmıştır. Bölgede, alanın yasak bölge olduğuna dair herhangi bir işaret veya levha bulunmamaktadır. Yargıtay, bu durumda sanığın TCK m.332'den cezalandırılmasını neden hukuka aykırı bulmuştur? Hangi unsurların eksik olduğuna karar vermiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41176

Yargıtay 16. Ceza Dairesi (2017/1405 K.), bu durumda sanığın TCK m.332'den cezalandırılmasını iki temel unsurun eksikliği nedeniyle hukuka aykırı bulmuştur: 1) Suçun Maddi Unsuru (Yer): Bir TC vatandaşının, 'ikinci derece' askeri yasak bölgeye girmesi, 2565 sayılı Kanun kapsamında suç olarak tanımlanmamıştır. TCK m.332'nin konusu ise öncelikle 'birinci derece' askeri yasak bölgelerdir. Dolayısıyla, girilen yerin niteliği itibarıyla, bir TC vatandaşı için suçun maddi unsuru oluşmamıştır. 2) Suçun Manevi Unsuru (Kast): Yargıtay, sanığın amacının kaçak kazı yapmak olduğunu ve 'yasaklanan yerlerle ilgili güvenlik ve gizliliği ihlal etme' gibi özel bir kastla hareket ettiğine dair delil bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca, bölgede herhangi bir uyarı levhası veya işaretin olmaması, sanığın girdiği yerin yasak bölge olduğunu 'bildiği' yönündeki kabulü zorlaştırmaktadır. Kastın bu unsuru (bilme) şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır. Sonuç olarak Yargıtay, hem girilen yerin niteliği (TC vatandaşı için 2. derece bölgeye girmenin suç olmaması) hem de sanığın özel kastının ve bilme unsurunun ispatlanamaması nedeniyle, suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-332-askeri-yasak-bolgelere-girme-sucu.html)