Rüşvet suçunda aracılık eden kişinin (TCK m.252/5), dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişinin (TCK m.252/6) ve rüşvet veren kişinin (TCK m.252/1) cezai sorumlulukları arasında bir fark var mıdır? Kanun koyucunun bu kişilerin tamamını 'müşterek fail' olarak kabul etmesinin suç politikası açısından anlamı nedir?
Hayır, cezai sorumlulukları arasında bir fark yoktur. TCK m.252, rüşvet veren kişiyi (f.1), rüşvete aracılık eden kişiyi (f.5) ve rüşvet ilişkisinden dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişiyi (f.6), rüşveti alan kamu görevlisiyle (f.2) birlikte 'müşterek fail' olarak kabul eder. Bu, bu kişilerin hepsinin, suçun asli faili olarak, aynı temel ceza (4 yıldan 12 yıla kadar hapis) ile cezalandırılacağı anlamına gelir. Kanun koyucunun bu kişilerin tamamını müşterek fail olarak kabul etmesinin suç politikası açısından anlamı şudur: Rüşvet, tek bir kişinin eylemiyle değil, bir 'yolsuzluk ağı' içinde işlenen bir suçtur. Bu ağın her bir halkası (veren, alan, aracı, yararlanan), suçun işlenmesi için zorunlu ve kritik bir rol oynamaktadır. Kanun koyucu, bu kişilerin eylemlerini asli iştirak (faillik) veya fer'i iştirak (yardım etme) olarak ayırmak yerine, hepsinin suçun işlenişi üzerinde ortak bir hakimiyet kurduğunu varsaymış ve hepsini aynı derecede sorumlu tutmuştur. Bu yaklaşım, rüşvetle mücadelede caydırıcılığı artırmayı ve suçun tüm taraflarını, rolleri ne olursa olsun, en ağır şekilde cezalandırma iradesini ortaya koymayı hedefler. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)