Bir sanık, tehevvüren (ani bir öfke ile) ve herhangi bir siyasi amaç gütmeden, görevini yapan kolluk görevlilerine yönelik olarak Cumhurbaşkanına hakaret etmiştir. Sanığın bu eyleminin hakaret kastıyla işlenip işlenmediği değerlendirilirken 'tehevvür' hali nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41169

Tehevvür hali, yani sanığın ani bir öfke, sinir veya galeyan anında hareket etmesi, hakaret suçunun manevi unsuru olan 'kast'ın değerlendirilmesinde önemli bir rol oynar. Hakaret suçunun oluşabilmesi için, failin, söylediği sözün onur, şeref ve saygınlığı rencide edici olduğunu bilmesi ve bunu söylemeyi istemesi (doğrudan kast) gerekir. Tehevvür altında söylenen sözlerde, failin asıl amacının hakaret etmekten ziyade, o anki öfkesini ve tepkisini dışa vurmak olduğu savunulabilir. Yargıtay, bazı kararlarında, özellikle o anki bir olaya (yakalanma, tartışma vb.) tepki olarak, düşünülmeden, ani bir şekilde sarf edilen sözlerin, hakaret kastı taşımayabileceğini ve bu nedenle suçun manevi unsurunun oluşmayacağını kabul etmektedir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3518 K. sayılı kararında da sanığın 'tehevvüren söylediği sözlerin' ağır eleştiri kapsamında kaldığı belirtilmiştir. Ancak bu, mutlak bir kural değildir. Mahkeme, her somut olayda, sarf edilen sözlerin ağırlığı, söylendiği bağlam ve failin genel tutumunu bir bütün olarak değerlendirerek, tehevvür haline rağmen hakaret kastının bulunup bulunmadığına karar verecektir. Çok ağır ve açık bir küfür veya sövme, tehevvür altında söylense dahi hakaret kastının varlığını ortadan kaldırmayabilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-cezasi-tck-299/)