Bir şüphelinin, alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatırılması şeklinde bir adli kontrol tedbirine tabi tutulması, TCK m.63'teki 'mahsup' kurumu açısından nasıl bir sonuç doğurur? Bu sürenin mahsup edilmesinin temel gerekçesi nedir?
CMK m.109/6'ya göre, şüphelinin alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatırılması (CMK m.109/3-e), adli kontrol altında geçen sürelerin cezadan mahsup edilmeyeceği kuralının bir istisnasıdır. Bu tedbir kapsamında hastanede geçen süreler, TCK m.63'teki mahsup kurumu gereğince, yargılama sonunda hükmedilecek hapis cezasından birebir indirilir. Bu sürenin mahsup edilmesinin temel gerekçesi, bu tedbirin niteliği gereği 'kişi hürriyetini kısıtlaması'dır. Şüpheli, kendi iradesiyle değil, bir mahkeme kararıyla, belirli bir sağlık kurumunda kalmak zorunda bırakılmaktadır. Hareket özgürlüğü, tıpkı tutuklamada olduğu gibi, önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Her ne kadar amaç tedavi olsa da, sonuçta kişi özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri, bir suç nedeniyle hürriyeti kısıtlanan bir kişinin, bu kısıtlamanın karşılığını nihai cezasından indirim olarak almasıdır. Bu nedenle kanun koyucu, özgürlüğü fiilen kısıtlayan bu adli kontrol türü ile 'ev hapsi'ni, diğer adli kontrol türlerinden ayırarak mahsup kapsamına almıştır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)