Birleşmiş Milletler CEDAW Komitesi'nin Türkiye hakkındaki görüşüne göre, 'kadınların erkeklere göre ikincil konumda olduğu veya kalıplaşmış rolleri olduğu fikrine dayalı geleneksel tutum ve davranışlar', kadına yönelik şiddetle nasıl bir ilişki içindedir? Bu tutumların, şiddetin 'mazur gösterilmesine' nasıl yol açtığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41148

CEDAW Komitesi'nin görüşüne göre, bu geleneksel tutum ve kalıplaşmış roller, kadına yönelik şiddetin hem nedeni hem de devamını sağlayan bir zemin oluşturmaktadır. İlişki şu şekildedir: 1) Şiddetin Meşrulaştırılması: Toplumda kadının 'ikincil' konumda olduğu, erkeğin ise ailenin reisi ve kadının 'sahibi' veya 'koruyucusu' olduğu yönündeki kalıplaşmış roller, erkeğin kadın üzerinde bir denetim ve kontrol hakkı olduğu algısını yaratır. Bu algı, erkeğin kadının davranışlarını (giyimi, sosyal ilişkileri, çalışma hayatı vb.) kontrol etme ve bu kontrole uymadığında onu 'terbiye etme' veya 'cezalandırma' hakkı olduğu şeklinde tehlikeli bir düşünceye dönüşür. 2) Şiddetin Mazur Gösterilmesi: Bu zemin üzerinde, aile içi şiddet, zorla evlenme, namus veya şeref adına işlenen suçlar gibi eylemler, bir suç olarak değil, 'geleneğin', 'namusun' veya 'aile düzeninin' korunması için gerekli, 'mazur görülebilir' eylemler olarak sunulur. Şiddet, 'kadınların korunması veya kontrol edilmesi' için bir araç olarak normalleştirilir. Bu durum, hem faillerin eylemlerinden pişmanlık duymamasına hem de toplumun ve hatta bazen yargı mekanizmalarının faile karşı hoşgörülü olmasına, mağdurun ise suçlanmasına ('kuyruk sallamasaydı', 'tahrik etmeseydi' vb.) yol açar. Sonuç olarak, bu geleneksel tutumlar, şiddeti besleyen, yeniden üreten ve cezasızlıkla sonuçlanmasına neden olan temel bir zihniyet sorunudur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/tck-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi)