Sanık, bir kamu görevlisidir ve mağdura 'Bana 50.000 TL verirsen, sana ait imara aykırı yapının yıkım kararını uygulatmam' demiştir. Mağdur, bu teklifi kabul etmeyerek durumu savcılığa bildirmiştir. Sanığın bu eylemi, TCK m.107'deki şantaj suçu ile TCK m.250'deki irtikap suçu arasında nasıl bir ayrıma tabidir? Belirleyici kriter nedir?
Bu eylem, irtikap suçunun (TCK m.250) bir türü olan 'icbar suretiyle irtikap' suçuna teşebbüsü oluşturabilir, şantaj değildir. Bu iki suç arasındaki temel ayrım, mağdurun iradesinin sakatlanma şekli ve failin sıfatını kullanma biçimidir. - Şantaj (TCK m.107): Fail, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi kullanarak mağduru bir şeye zorlar. Burada taraflar arasında bir kamu görevi ilişkisi zorunlu değildir ve failin kamu görevlisi olması şart değildir. - İrtikap (TCK m.250): Fail mutlaka bir kamu görevlisidir. Kamu görevlisi, görevinin sağladığı nüfuzu veya güveni kötüye kullanarak, mağduru kendisine veya başkasına yarar sağlamaya 'icbar eder' (zorlar) veya 'ikna eder'. 'İcbar', mağdurun iradesini manevi cebirle baskı altına almaktır. Mağdur, kamu görevlisinin gücünden ve yaptırım tehdidinden korktuğu için yararı sağlar. Somut olayda sanık, bir kamu görevlisi olarak, görevi gereği yapması gereken bir işlemi (yıkım kararını uygulama) yapmama karşılığında menfaat talep etmektedir. Bu, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak mağduru manevi baskı (icbar) altına alma eylemidir. Mağdurun iradesi, kamu gücünün tehdidiyle sakatlanmaktadır. Bu nedenle eylem, irtikap suçunun unsurlarını taşır. Mağdur teklifi kabul etmediği için suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html, metindeki irtikap-rüşvet ayrımından faydalanılarak)