Bir sanık, mağdura 'Ben Gümrük'te müdür yardımcısıyım' diyerek ondan menfaat temin etmiş, daha sonra inandırıcılığını artırmak için mağduru, gerçekten gümrükte müdür yardımcısı olan bir arkadaşıyla tanıştırmıştır. Bu durumda sanığın eylemi basit dolandırıcılık mıdır, yoksa nitelikli dolandırıcılık mıdır? Sonradan gerçek bir kamu görevlisinin devreye girmesi suç vasfını değiştirir mi?
Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 24.10.2017 tarihli, 2017/1706 E. sayılı kararına göre, bu eylem TCK m.157'deki basit dolandırıcılık suçunu oluşturur. Suç vasfını belirleyen, failin en başta hileyi nasıl kurduğudur. Sanık, mağduru aldatırken, 'başka bir kamu görevlisi nezdindeki hatırını' değil, bizzat 'kendi sahte sıfatını' kullanmıştır. Hile bu şekilde kurulmuş ve menfaat bu hileye dayanılarak temin edilmiştir. Suç bu aşamada tamamlanmıştır. Daha sonra, inandırıcılığı artırmak ve mağduru oyalamak amacıyla gerçek bir kamu görevlisiyle tanıştırması, suçun vasfını değiştirmez; bu, basit dolandırıcılık suçunun devamı niteliğindeki icra hareketleridir. TCK m.158/2'nin uygulanması için, hilenin en başından itibaren 'falanca kamu görevlisini tanıyorum, onun nezdinde hatırım var' şeklinde kurulmuş olması gerekir. Sanığın kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması bu kapsama girmez. Dolayısıyla, sonradan gerçek bir kamu görevlisinin devreye girmesi, başlangıçtaki hilenin niteliğini değiştirmediği için suç vasfını da değiştirmez. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)