Yargıtay'ın, PVSK m.4/A kapsamındaki 'yoklama suretiyle kontrol'ü bir 'tedbir', CMK kapsamındaki işlemi ise bir 'arama' olarak ayırmasının, Anayasa'nın 20. maddesindeki güvenceler karşısındaki hukuki zayıflığı nedir? 'Arama' kavramının anayasal tanımı nasıl olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41145

Yargıtay'ın bu ayrımının Anayasa m.20 karşısındaki hukuki zayıflığı, 'arama' kavramını çok dar ve şekilci bir şekilde yorumlamasından kaynaklanmaktadır. Anayasa'nın 20. maddesi, kişinin özel hayatına, bedenine ve eşyalarına yönelik her türlü kamusal müdahaleye karşı bir güvence getirir. Bu güvencenin amacı, bireyin mahremiyet alanını korumaktır. Anayasal anlamda 'arama', sadece bir şeyin ceplerinden çıkarılması veya çantasının boşaltılması değil, kişinin rızası olmaksızın, devlet görevlileri tarafından özel alanlarına (bedenine, giysilerine, eşyasına) yapılan her türlü dokunma, elleme, kontrol etme ve inceleme eylemini kapsar. Bir işlemin adının 'yoklama' veya 'kontrol' olması, onun 'arama' niteliğini ortadan kaldırmaz. Önemli olan, yapılan işlemin niteliği ve kişinin özel alanına müdahale edip etmediğidir. Yargıtay'ın 'yoklama'yı bir 'tedbir' olarak nitelendirerek Anayasal güvencelerin dışına çıkarması, Anayasa'nın ruhuna ve amacına aykırıdır. Anayasa'nın 20. maddesi, isme değil, fiilin niteliğine odaklanır. Dolayısıyla, kişinin rızası olmadan bedenine veya eşyasına yapılan her türlü müdahaleci kontrolün, anayasal anlamda bir 'arama' olarak kabul edilmesi ve Anayasa'nın öngördüğü güvencelere (hakim kararı vb.) tabi olması gerekir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/polisin-durdurma-ve-arama-yetkisi)