Bir sanık, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yargılandığı davada, sarf ettiği sözlerin 'basit bir saygısızlık' olduğunu, hakaret kastı taşımadığını savunmuştur. Mahkeme, bir ifadenin 'basit saygısızlık' mı yoksa 'hakaret' mi olduğunu ayırt ederken hangi objektif ölçütü kullanmalıdır? (Bkz: YCGK 2009/253 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41141

Mahkeme, bu ayrımı yaparken bireyin özel duyarlılığını veya sanığın sübjektif niyetini değil, 'toplumda hakim olan ortalama düşünüş ve anlayışı' objektif bir ölçüt olarak kullanmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2009/253 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hakaret suçunun oluşması için, söylenen sözün veya yapılan fiilin, 'onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı' nitelikte olması gerekir. Bu değerlendirme yapılırken, toplumun genel kabul görmüş değer yargıları, örf ve adetleri esas alınır. Bir ifadenin, ortalama, makul bir vatandaş tarafından, bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici olarak algılanıp algılanmayacağı sorulmalıdır. Dolayısıyla; - Sadece kaba, nezaketsiz veya uygunsuz bir dil kullanmak 'basit bir saygısızlık' olarak kabul edilebilir ve suç oluşturmayabilir. - Ancak ifade, kişinin onurunu lekeleyen, onu toplum nezdinde küçük düşüren, aşağılayan bir anlam taşıyorsa (örn: sövme, somut ve onur kırıcı bir fiil isnadı), bu durum 'hakaret' suçunu oluşturur. Ölçüt, ifadenin mağdur üzerindeki sübjektif etkisi değil, toplumdaki objektif algılanış biçimidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-cezasi-tck-299/)