Nüfuz ticareti suçu (TCK m.255) açısından, failin üzerinde nüfuz sahibi olduğunu söylediği kamu görevlisinin, vaat edilen 'haksız işi' yapma konusunda 'yetkili' olması şart mıdır? Failin, yetkisiz bir kamu görevlisi üzerinde nüfuz vaadiyle menfaat temin etmesi durumunda suç oluşur mu?
Nüfuz ticareti suçunun oluşması için, üzerinde nüfuz kullanılacağı söylenen kamu görevlisinin, vaat edilen işi yapma konusunda 'yetkili' veya en azından o işin yapılması sürecinde etkili olabilecek bir konumda olması gerekir. Suçun mantığı, kamusal bir kararın veya işlemin, yetkili bir kamu görevlisi aracılığıyla haksız bir şekilde etkilenmesi üzerine kuruludur. Eğer fail, tamamen yetkisiz ve konuyla alakasız bir kamu görevlisi (örneğin, bir imar yolsuzluğu için tapu müdürü yerine bir okul müdürü) üzerinde nüfuz vaat ederek menfaat temin ederse, bu durum nüfuz ticareti suçunu değil, dolandırıcılık suçunu oluşturma potansiyeli taşır. Çünkü bu durumda, işin gördürülmesi objektif olarak imkansızdır ve failin vaadi, karşı tarafı aldatmaya yönelik nitelikli bir yalandan ibarettir. Karşı taraf, bu objektif imkansızlığı bilmeden, failin hileli vaadine inanarak menfaati vermektedir. Bu, iradenin sakatlanması durumudur ve dolandırıcılık suçunun tipik bir görünümüdür. Dolayısıyla, vaat edilen iş ile üzerinde nüfuz kurulacağı söylenen kamu görevlisinin yetki ve görevi arasında mantıksal bir bağ bulunmalıdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)