Bir sanığın eyleminin, rüşvet suçuna teşebbüs olarak mı (TCK m.252/4) yoksa kamu görevlisine hakaret (TCK m.125/3-a) olarak mı nitelendirileceği konusunda tereddüt edilen bir olayda, mahkeme hangi kriterlere göre ayrım yapmalıdır? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/12729 K. sayılı kararındaki olay bu ayrıma nasıl bir örnek teşkil eder?
Mahkeme, bu ayrımı yaparken sanığın söz ve davranışlarının 'amacına' ve 'içeriğine' bakmalıdır. - Eğer sanığın sözleri, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı bir işi yapması veya yapmaması için ona bir menfaat 'teklif etme' veya 'vaat etme' boyutuna ulaşıyorsa, eylem rüşvete teşebbüstür. Burada amaç, kamu görevlisinin iradesini bir menfaat karşılığında satın almaktır. - Eğer sanığın sözleri, bir menfaat teklifi içermiyor, sadece kamu görevlisinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik bir saldırı niteliği taşıyorsa, eylem hakarettir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin anılan kararındaki olayda, sanık, davalarına bakan hakimin odasına girip masasına para dolu bir zarf bırakarak 'bir şey değil yemek falan yersiniz' demiştir. Yargıtay, bu sözlerin, 'tarafı olduğu davaların lehine sonuçlanması amacına yönelik ve kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapmasını veya yapmamasını temin maksadıyla para teklifi boyutuna varmadığı' sonucuna ulaşmıştır. Yargıtay'a göre bu sözler, bir rüşvet teklifinin ciddiyetini ve açıklığını taşımamakta, daha çok kamu görevlisinin şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde kalmaktadır. Bu nedenle eylemin rüşvete teşebbüs değil, kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Bu karar, bir eylemin rüşvet teklifi sayılabilmesi için, amacın ve teklifin yeterince açık ve ciddi olması gerektiğini göstermektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)