Suriye uyruklu bir sanığın, Türkiye'ye girerken askeri yasak bölgeden geçtiği tespit edilmiştir. Sanığın bu eyleminin TCK m.332'deki suçu oluşturabilmesi için, savcılığın hangi unsurları şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlaması gerekir? Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2014/13050 K. sayılı kararında vurgulanan ispat külfeti nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41121

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin anılan kararında da belirtildiği gibi, yabancı uyruklu bir sanığın TCK m.332'den cezalandırılabilmesi için, savcılığın suçun sadece objektif (maddi) unsurlarını değil, sübjektif (manevi) unsurunu da şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlaması gerekir. İspatlanması gereken unsurlar şunlardır: 1) Objektif Unsur: Sanığın, 2565 sayılı Kanuna göre usulünce 'askeri yasak bölge' olarak ilan edilmiş bir yerden geçtiğinin somut olarak kanıtlanması. 2) Subjektif Unsur (Kast): Sanığın, a) geçtiği yerin 'askeri yasak bölge olduğunu bildiğini' ve b) bu yere 'gizlice' ya da 'hile ile' girme kastıyla hareket ettiğini gösteren kesin delillerin bulunması. Yargıtay, özellikle yabancı uyruklu sanıklar için, sanığın sınırdan geçerken bulunduğu yerin hukuki statüsünü (askeri yasak bölge olduğunu) bildiğini varsaymanın otomatik olmadığını vurgulamaktadır. Sadece bölgeden geçmiş olması, kastın varlığı için yeterli değildir. Savcılığın, sanığın bu özel bilgiyi edindiğine ve fark edilmemek için özel bir çaba gösterdiğine (gizlice veya hileyle hareket ettiğine) dair kuşkuyu aşan, yeterli ve kesin deliller sunması gerekir. Bu deliller yoksa, suçun manevi unsuru oluşmadığından beraat kararı verilmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-332-askeri-yasak-bolgelere-girme-sucu.html)