Sanık, kendisiyle görüşmek istemeyen mağdura gönderdiği mesajda 'Senin uygunsuz görüntülerin elimde, bunları internette yayınlarım' demiştir. Bu eylemde sanığın açıkça bir para veya başka bir maddi menfaat talebi yoktur. Bu durumda TCK m.107/2'deki şantaj suçunun 'yarar sağlama' unsuru gerçekleşmiş midir?
Evet, gerçekleşmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, TCK m.107/2'de aranan 'yarar' kavramı, sadece para, mal gibi maddi çıkarlarla sınırlı değildir. Failin veya üçüncü bir kişinin lehine olan, maddi olmayan her türlü durum da 'yarar' kapsamında değerlendirilir. Sanığın amacı, mağdurun kendisiyle görüşmeyi sürdürmesini veya ayrılma kararından vazgeçmesini sağlamaktır. Mağdurun iradesi hilafına, tehdit yoluyla ilişkinin devamını sağlamak, fail açısından elde edilen manevi bir 'yarar'dır. Dolayısıyla, sanığın açıkça para istememiş olması, yarar sağlama unsurunun gerçekleşmediği anlamına gelmez. Tehdidi, mağdurun belirli bir şekilde davranmasını (görüşmeye devam etmesini) sağlamak için bir araç olarak kullanması, 'yarar sağlama maksadı'nın varlığını gösterir ve eylemin şantaj suçu olarak nitelendirilmesi için yeterlidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/1406 K. sayılı kararında da, 'benimle görüşmezsen...' şeklindeki tehdidin şantaj suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)