Bir kişinin, Cumhurbaşkanına yönelik, demokratik toplumda hoşgörüyle karşılanabilecek ağır eleştiri niteliğindeki sözleri TCK m.299 kapsamında hakaret suçunu oluşturur mu? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3518 K. sayılı kararındaki 'tehevvüren' ve 'ağır eleştiri' kavramları bu ayrımda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41112

Demokratik bir toplumda, özellikle siyasetçilere ve kamu gücünü kullananlara yönelik eleştiri hakkının sınırları daha geniştir. Bir ifadenin, sadece rahatsız edici, sert veya kaba olması, tek başına hakaret suçunu oluşturmaz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3518 K. sayılı kararında, kaçak akaryakıt taşırken yakalanan sanığın, kolluk görevlilerine kızarak 'tehevvüren' (ani bir öfke ve sinirle) söylediği, Cumhurbaşkanının da kaçakçılığa izin verdiği yönündeki sözleri, 'demokratik toplumun temel esaslarından hoşgörü kapsamında değerlendirilebilecek ağır eleştiri niteliğinde' kabul edilmiş ve beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kararda iki önemli kavram öne çıkmaktadır: 1) Tehevvür (Ani Öfke): Sanığın sözleri, soğukkanlı bir şekilde, düşünülmüş bir hakaret kastıyla değil, o anki duruma (yakalanma) yönelik ani bir tepki ve öfkeyle söylenmiştir. Bu durum, hakaret kastının yoğunluğunu azaltan bir faktör olarak değerlendirilebilir. 2) Ağır Eleştiri: Sanığın sözleri, somut bir olaya (kendi yakalanması) yönelik, hükümetin veya devletin kaçakçılıkla mücadelesine dair (kaba bir üslupla da olsa) bir eleştiri içermektedir. Yargıtay, bu tür ifadelerin, hakaretin sınırlarını aşmadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında kalabilecek bir 'ağır eleştiri' olduğu sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, bir sözün hakaret olup olmadığını değerlendirirken, söylendiği bağlam, failin o anki ruh hali (tehevvür) ve ifadenin bir eleştiri içeriği taşıyıp taşımadığı gibi unsurlar birlikte değerlendirilmelidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-cezasi-tck-299/)