Bir kamu görevlisi olan sanığın eyleminin, hem zimmet (TCK m.247) hem de rüşvet (TCK m.252) suçlarının unsurlarını taşıdığına dair şüphe bulunan bir olayda, bu iki suç nasıl ayırt edilmelidir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/12354 K. sayılı kararındaki 'yasal tevdi' unsuru bu ayrımda nasıl bir rol oynamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41110

Zimmet ve rüşvet suçları arasındaki temel ayrım, suçun konusunu oluşturan mal veya paranın kaynağı ve faile geçiş şeklidir. - Zimmet (TCK m.247): Suçun konusu, 'görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya gözetimiyle sorumlu olduğu' mal veya paradır. Yani mal, zaten kamuya aittir veya kamunun denetimindedir ve kamu görevlisine görevi gereği 'yasal olarak tevdi edilmiş' (emanet edilmiş)'tir. Kamu görevlisi, kendisine emanet edilen bu malı mal edinir. - Rüşvet (TCK m.252): Suçun konusu olan menfaat, üçüncü bir kişiden (rüşvet verenden) gelir. Bu menfaat, kamuya ait değildir ve kamu görevlisine bir işi yapması veya yapmaması karşılığında hukuka aykırı olarak verilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/12354 K. sayılı kararındaki olayda, vergi dairesi memuru olan sanık, mükellef Hasan'dan vergi borcunu silmek için 1.200 TL almıştır. Bu para, kamuya ait olmayıp üçüncü kişi olan Hasan'dan geldiği için, bu eylem rüşvet suçunu oluşturur. Sanığın, emanet hesabındaki paraları başka mükelleflerin borcuna mahsup etmesi eyleminde ise, eğer bu paralar üzerinde görevi gereği yasal bir zilyetliği veya denetim yetkisi varsa zimmet suçu, yoksa görevi kötüye kullanma suçu oluşabilir. Kararda, mahsup işleminin müdürün imzasıyla tamamlanacağı ve bu nedenle sanığa 'yasal tevdi' unsurunun bulunmadığı belirtilerek eylemin görevi kötüye kullanma olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla 'yasal tevdi' unsuru, yani malın kamu görevlisine görevi gereği emanet edilip edilmediği, zimmet suçunu diğer suçlardan ayıran kilit kriterdir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)