Kefaletle tahliye kurumu, mevcut Ceza Muhakemesi Kanunu'nda nasıl bir karşılık bulmaktadır? CMK'daki 'güvence' tedbiri ile eski hukukumuzdaki 'kefalet' arasındaki temel farklar nelerdir?
Halk arasında 'kefaletle tahliye' olarak bilinen kurum, mevcut 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) 'güvence' adı altında bir adli kontrol tedbiri olarak düzenlenmiştir (CMK m.109/3-f, h, i ve m.113-115). Yani, kefalet artık bağımsız bir kurum değil, adli kontrolün bir türüdür. İki kurum arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Amaç ve Kapsam: Eski hukukumuzdaki kefalet, temel olarak sanığın duruşmalarda hazır bulunmasını sağlamayı amaçlayan parasal bir teminattı. CMK'daki 'güvence' ise çok daha kapsamlıdır. Sadece sanığın duruşmalarda hazır bulunmasını değil, aynı zamanda katılanın yaptığı masrafların, suçun neden olduğu zararların giderilmesini, nafaka borçlarının ödenmesini, kamusal giderleri ve para cezalarını da karşılamayı amaçlar (CMK m.113). 2) Uygulama Şekli: Güvence, tutuklamaya alternatif bir 'adli kontrol tedbiri' olarak uygulanır. Yani, tutuklama nedenleri vardır ancak tutuklama ölçüsüzdür, bu nedenle güvence karşılığı serbest bırakılır. 3) Karar Mercii ve Usul: Güvenceye karar verilebilmesi için mutlaka Cumhuriyet savcısının talebi ve hakimin kararı gerekir. Hakim, güvencenin hangi amaçlarla (zararın giderilmesi, duruşmada hazır bulunma vb.) istendiğini ve miktarlarını kararında ayrı ayrı göstermelidir. Bu, eski kefalet uygulamasına göre daha detaylı ve güvenceli bir usuldür. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)