TCK m.299'da düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçundan dolayı kovuşturma yapılabilmesi için 'Adalet Bakanının izni'nin alınması zorunluluğu, bu suçun niteliği hakkında nasıl bir ipucu vermektedir? Bu 'izin' mekanizması, bir dava şartı mıdır yoksa soruşturma şartı mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41102

Adalet Bakanı'nın izninin zorunlu olması, bu suçun sadece kişisel bir şeref ve onura yönelik bir saldırı olarak değil, aynı zamanda devletin ve temsil ettiği makamın saygınlığına yönelik bir eylem olarak görüldüğünü gösterir. Bu mekanizma, Cumhurbaşkanlığı makamının gereksiz ve siyasi amaçlı davalarla yıpratılmasının önüne geçmek, kamu davası açılmasında bir 'kamu yararı' denetimi yapmak ve takibatı merkezi bir siyasi ve idari süzgeçten geçirmek amacıyla öngörülmüştür. Bu izin, bir 'kovuşturma şartı'dır. TCK m.299/3, 'Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.' demektedir. Bu demektir ki, Cumhuriyet savcısı, şikayete tabi olmadığı için soruşturmayı re'sen (izin almadan) başlatabilir, delilleri toplayabilir, ifade alabilir. Ancak soruşturma sonunda yeterli şüpheye ulaşırsa, kamu davası açabilmek için (yani kovuşturma aşamasına geçebilmek için) Adalet Bakanlığı'ndan izin istemek zorundadır. İzin verilmezse, savcılık 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar' (takipsizlik) vermek durumunda kalır. Dolayısıyla izin, soruşturmanın değil, kovuşturmanın (davanın) açılabilmesinin bir şartıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-cezasi-tck-299/)