Bir TC vatandaşı, askeri yarar gereği yasaklanmış bir bölgeye, yasak olduğunu bilmesine rağmen, gizlice veya hileyle değil, aleni bir şekilde, örneğin açık bir yoldan yürüyerek girerse TCK m.332'deki suçu işlemiş olur mu? Neden?
Hayır, işlememiş olur. TCK m.332, suçun oluşması için iki seçimlik hareket öngörmüştür: 'gizlice' veya 'hile ile' girme. Bu unsurlar suçun zorunlu maddi unsurlarıdır. Dolayısıyla, failin yasak bölgeye kastı olsa bile, bu iki hareketten biriyle eylemini gerçekleştirmemişse, TCK m.332'deki suç oluşmaz. Bir TC vatandaşının, yasak olduğunu bildiği bir bölgeye aleni bir şekilde, herhangi bir gizlenme veya aldatma çabası olmaksızın girmesi, TCK m.332'nin lafzına uymamaktadır. Bu durum, kanunilik ilkesinin (suçun kanundaki tanıma birebir uyması gerekliliği) bir sonucudur. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/221 E., 2017/1131 K. sayılı kararında da, sanığın eylemini gerçekleştirdiği zaman dilimi ve işleniş biçimi dikkate alındığında anılan yere 'gizlice ve hile ile' girdiğine dair delil bulunmadığı gözetilerek, unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu tür bir eylem, idari bir yaptırımı gerektirebilir, ancak TCK m.332'deki suçu oluşturmaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-332-askeri-yasak-bolgelere-girme-sucu.html)