Bir rüşvet anlaşması yapıldıktan sonra, henüz menfaat temin edilmeden veya iş yapılmadan taraflardan birinin durumu yetkili makamlara ihbar etmesi gönüllü vazgeçme (TCK m.36) mi, yoksa etkin pişmanlık (TCK m.254) mıdır? Bu iki kurum arasındaki temel farkı bu örnek üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41096

Bu durum, etkin pişmanlık (TCK m.254) kapsamında değerlendirilir, gönüllü vazgeçme (TCK m.36) değildir. Bu iki kurum arasındaki temel fark, suçun tamamlanıp tamamlanmadığı noktasında ortaya çıkar. - Gönüllü Vazgeçme (TCK m.36): Suçun icra hareketleri tamamlanmadan veya netice gerçekleşmeden önce failin kendi iradesiyle eyleminden vazgeçmesidir. Yani, suç henüz 'tamamlanmamıştır'. - Etkin Pişmanlık (TCK m.254): Suç 'tamamlandıktan sonra' failin pişmanlık göstererek suçun yarattığı olumsuz sonuçları gidermeye çalışması veya suçun ortaya çıkmasına yardımcı olmasıdır. Rüşvet suçunda, TCK m.252/3 uyarınca 'anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi' cezaya hükmolunur. Dolayısıyla, taraflar anlaştığı anda rüşvet suçu hukuken tamamlanmıştır. Bu andan sonra yapılacak bir ihbar, tamamlanmamış bir suçtan vazgeçme değil, tamamlanmış bir suçtan dolayı pişmanlık göstermektir. Bu nedenle fail, TCK m.254'teki şartları (soruşturma başlamadan önce haber verme ve rüşvet konusu şeyi teslim etme) yerine getirirse etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir ve hakkında ceza verilmeyebilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)