Nahide Opuz v. Türkiye kararında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), Türkiye'deki kadına yönelik şiddetin 'sistematik bir sorundan' kaynaklandığını ve bunun bir 'ayrımcılık' (İHAS m.14) biçimi olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin, şiddeti 'ayrımcılık' olarak nitelendirmesinin temel gerekçesi nedir?
İHAM'ın Opuz kararında şiddeti 'ayrımcılık' olarak nitelendirmesinin temel gerekçesi, devletin aile içi şiddeti önleme ve soruşturma konusundaki 'yargısal pasifliğinin' ve genel tutumunun, kadınların cinsiyetleri nedeniyle yasalar önünde eşit korumadan mahrum bırakılması sonucunu doğurmasıdır. Mahkemeye göre ayrımcılık, bizzat kanunların kadın-erkek arasında ayrım yapmasından değil, kanunların uygulanmasındaki sistematik başarısızlıktan kaynaklanmaktadır. Bu başarısızlığın temel göstergeleri şunlardır: 1) Kolluğun Tutumu: Polis karakollarına yapılan şikayetlerin ciddiye alınmaması, 'aile meselesi' olarak görülüp soruşturulmaması, tarafların barıştırılmaya çalışılması. 2) Yargısal Pasiflik: Şiddet failleri hakkında etkili ve caydırıcı cezalar verilmemesi, yargılamaların uzun sürmesi, gelenek veya şeref gibi nedenlerle cezalarda indirim yapılması. 3) Cezasızlık Kültürü: Faillerin eylemlerinin sonuçsuz kalacağെന്ന inancıyla cesaretlenmesi. İHAM'a göre bu genel ve sistematik pasiflik, şiddetin sadece kadınlara yönelik olarak tolere edildiği ve kadınların cinsiyetleri nedeniyle devletin korumasından etkin bir şekilde yararlanamadığı bir ortam yaratmaktadır. Bu durum, kadınların yasalar önünde erkeklerle eşit olmayan bir muameleye maruz kaldığını gösterir ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 14. maddesinde yasaklanan 'cinsiyete dayalı ayrımcılık' anlamına gelir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/tck-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi)