Sanık, alacağını tahsil etmek amacıyla borçlusuna, 'Borcunu ödemezsen ailene ... sırrını açıklarım' şeklinde bir tehditte bulunmuştur. Sanığın amacı haklı bir alacağı tahsil etmek olduğuna göre, bu eylemde şantaj suçunun (TCK m.107) 'haksız çıkar sağlama' unsuru gerçekleşmiş midir? Açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41089

Evet, gerçekleşmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, şantaj suçundaki 'haksız çıkar' unsuru değerlendirilirken sadece elde edilmek istenen sonucun (alacağın) haklı olup olmadığına bakılmaz, aynı zamanda bu sonuca ulaşmak için kullanılan aracın (yöntemin) hukuka uygun olup olmadığına da bakılır. Bir alacağı tahsil etmek haklı bir amaç olabilir. Ancak bu haklı amaca, hukuka aykırı bir yöntem olan 'şantaj' ile ulaşılmaya çalışılması, elde edilmek istenen çıkarı 'haksız' hale getirir. Failin, alacağını yasal yollarla (icra takibi, dava) değil de, mağdurun bir sırrını ifşa etme tehdidi gibi hukuka aykırı bir baskı aracıyla elde etmeye çalışması, eylemi şantaj suçunun kapsamına sokar. Dolayısıyla, amaç haklı bile olsa, kullanılan araç hukuka aykırı ise (tehdit, şantaj), bu yolla elde edilmek istenen çıkar 'haksız' kabul edilir ve şantaj suçu oluşur. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/13721 K. sayılı kararında da benzer bir mantıkla tartışma yapılmıştır.) (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)