6352 sayılı Kanun ile TCK m.255'te yapılan değişiklik, nüfuz ticareti suçunun korunmak istediği hukuki değeri nasıl değiştirmiştir? Eski düzenlemedeki 'Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama' suçu ile mevcut 'Nüfuz ticareti' suçu arasındaki temel felsefi fark nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41088

6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklik, suçla korunan hukuki değeri ve suçun felsefesini temelden değiştirmiştir. - Eski Düzenleme (Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama): Bu suç, 'kamu görevlisinin yetkisini aşarak menfaat temin etmesi' üzerine kuruluydu. Suçun faili sadece kamu görevlisi olabilen bir özgü suçtu. Korunan hukuki değer, daha çok kamu görevinin sınırlarının ve dürüstlüğünün korunmasıydı. Felsefesi, kamu görevlisinin yetkisini kötüye kullanmasını engellemekti. - Yeni Düzenleme (Nüfuz ticareti): Mevcut düzenleme, failin kamu görevlisi olmasını şart koşmaz, herkes fail olabilir. Suç, 'kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olunduğundan bahisle haksız bir işin gördürülmesi' üzerine kuruludur. Artık odak noktası, failin yetkisi değil, 'nüfuzu'dur. Korunan hukuki değer, daha geniş bir kavram olan 'kamu idaresinin güvenirliği, itibarı ve işleyişine duyulan güvendir'. Temel felsefi fark şudur: Eski düzenleme, kamu görevlisinin kendi yetki alanındaki bir yolsuzluğu hedeflerken, yeni düzenleme, kamu idaresinin bir bütün olarak, aracılar ve nüfuz sahibi kişiler tarafından bir 'ticaret' konusu yapılmasını, yani kamusal gücün parayla alınıp satılır bir meta haline gelmesini engellemeyi hedefler. Bu, yolsuzlukla mücadelenin kapsamını genişleten ve suçu 'karşılaşma suçu' haline getirerek daha modern bir anlayışı yansıtan bir değişikliktir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)