Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.12.2018 tarihli, 2018/604 K. sayılı kararında, okul önünde bekleyen şüpheliler hakkında, soyut bir ihbara dayalı olarak yapılan yoklama sonucu uyuşturucu madde bulunması eylemi 'suçüstü' olarak nitelendirilmiştir. Bu 'suçüstü' yorumunun, Anayasal arama güvencelerini aşmaya yönelik bir araç olarak kullanıldığı yönündeki eleştirileri, 'hukuka aykırı delil' kavramı çerçevesinde değerlendiriniz.
Yargıtay CGK'nın bu kararı, 'suçüstü' kavramını geniş yorumlayarak Anayasal arama güvencelerini aşındırdığı yönünde ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Eleştirinin temel noktaları şunlardır: 1) Suçüstü Halinin Geniş Yorumlanması: Suçüstü hali (CMK m.2/j), suçun işlenmekte olduğu veya henüz işlenmiş olduğu anda failin suç konusuyla yakalanmasıdır. Kararda, soyut bir ihbar ve şüphelilerin sadece okul önünde beklemesi gibi zayıf emarelere dayanılarak, henüz işlendiği kesin olmayan bir suçun 'işlenmekte olduğu' varsayımı yapılmıştır. Bu, suçüstü halinin objektif koşullarını zorlayan bir yorumdur. 2) Hukuka Aykırı Başlangıç: Eleştirel görüşe göre, eğer başlangıçtaki durdurma ve yoklama işlemi hukuka aykırı ise (örneğin yeterli makul sebep veya şüphe yoksa), bu hukuka aykırı işlemle elde edilen her şey 'zehirli ağacın meyvesi' olarak kabul edilmeli ve hukuka aykırı sayılmalıdır. Hukuka aykırı bir 'tedbir' (yoklama) sonucu ortaya çıkan durumun, sonradan 'suçüstü' denilerek hukuka uygun hale getirilmesi, Anayasa m.38/6'daki 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez' hükmünün dolanılması riskini taşır. 3) Arama Güvencesinin Boşa Çıkarılması: Eğer kolluk, arama kararı alamayacağı durumlarda, şüpheli gördüğü herkesi durdurup yoklama yaparak bulduğu delilleri 'suçüstü' olarak nitelendirebilirse, Anayasa m.20/2'nin getirdiği hakim kararı veya yazılı emir şartı fiilen anlamsızlaşır. Bu yorum, kolluğa neredeyse sınırsız bir arama yetkisi tanıma potansiyeli taşır. Sonuç olarak, YCGK kararı pratik bir çözüm sunsa da, Anayasal güvenceler ile kolluk yetkileri arasındaki dengeyi, güvenceler aleyhine bozduğu ve hukuka aykırı delil yasağını etkisizleştirme riski taşıdığı için eleştirilmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/polisin-durdurma-ve-arama-yetkisi)