Bir davanın taraflarından birinin, dava devam ederken vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Mirasçılar arasında menfaat çatışması (conflict of interest) bulunması, örneğin bazı mirasçıların aynı zamanda karşı tarafta davalı olarak yer alması durumunda, mahkeme taraf teşkilini nasıl sağlamalıdır?
Dava sırasında ölen bir tarafın mirasçıları arasında menfaat çatışması bulunması, usul hukukunda özel bir durum yaratır. Normalde tüm mirasçılar, elbirliği mülkiyeti (TMK m.701-702) gereği terekeye ilişkin davalarda birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, bazı mirasçıların aynı zamanda karşı tarafta davalı olarak yer alması, onların hem davacı (tereke adına) hem de davalı sıfatını aynı anda taşımalarına neden olur ki bu hukuken mümkün değildir. Bu durumda bir menfaat çatışması ortaya çıkar ve terekenin haklarının gereği gibi savunulması tehlikeye girer. Bu sorunu çözmek için mahkeme, davayı doğrudan yürütemez. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/5208 E., 2018/8002 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin yapması gereken, TMK m.426/2 ('Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışırsa') veya m.640/3 hükümlerini kıyasen uygulayarak, menfaati çatışan mirasçıların terekeyi temsil edemeyeceğini tespit etmek ve terekeye dışarıdan bir 'temsilci' (tereke temsilcisi veya kayyım) atanmasını sağlamak için ilgili sulh hukuk mahkemesine başvurulmasını taraflardan istemek veya bu yönde bir ihbarda bulunmaktır. Sulh hukuk mahkemesi tarafından terekeye bir temsilci atandıktan sonra, dava bu temsilci tarafından yürütülür. Mahkeme, ancak bu şekilde taraf teşkilini sağladıktan sonra işin esasına girerek karar verebilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-50-taraf-ehliyeti.html)