Bir sanık hakkında TCK m.332'den (Askerî Yasak Bölgelere Girme Suçu) mahkumiyet kararı verilmiş ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesi itirazı incelemiştir. Bu durum, HAGB kararlarının hukuki niteliği ve kanun yolu denetimi açısından nasıl bir özellik göstermektedir?
Bu durum, HAGB kararlarının hukuki niteliği ve kanun yolu denetimine ilişkin önemli bir özelliği göstermektedir. CMK m.231/12 uyarınca, HAGB kararları, hüküm niteliğinde olmadığından, kural olarak temyiz kanun yoluna kapalıdır ve bu kararlara karşı ancak 'itiraz' yoluna gidilebilir. Normalde itirazlar, kararı veren mahkemenin bulunduğu yerdeki ağır ceza mahkemesi gibi daha alt dereceli merciler tarafından incelenir. Ancak, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1405 E., 2017/4251 K. sayılı kararında olduğu gibi, Yargıtay'ın ceza daireleri, kendi verdikleri onama veya bozma kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CMK m.308 uyarınca yapılan 'olağanüstü itirazı' incelerken, ilk derece mahkemesinin HAGB kararını da denetleyebilmektedir. Bu, HAGB kararlarının dolaylı bir Yargıtay denetimine tabi olabildiğini gösteren istisnai bir durumdur. Başsavcılık itirazı, Yargıtay dairesinin onama kararını hedef alsa da, daire bu itirazı incelerken onadığı ilk derece mahkemesi kararının (bu olayda HAGB) hukuka uygunluğunu yeniden değerlendirme yetkisine sahiptir. Daire, itirazı kabul ederek kendi onama kararını kaldırabilir ve ilk derece mahkemesinin HAGB kararını, sanki normal bir temyiz incelemesi yapıyormuş gibi, esastan veya usulden bozabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-332-askeri-yasak-bolgelere-girme-sucu.html)