Bir davanın tarafı olan vasi, kısıtlı adına davayı takip edebilmek için vesayet makamından 'husumete izin' almak zorundadır (TMK m.462/8). Bu iznin alınmamış olması, dava şartı eksikliği midir? Bu eksiklik sonradan giderilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41066

Evet, vasinin vesayet makamından (sulh hukuk mahkemesi) husumete izin almamış olması, 'dava ehliyeti' ile ilgili bir eksiklik olup, HMK m.114/1-d uyarınca bir dava şartı noksanlığıdır. Vesayet altındaki kişinin dava ehliyeti yoktur ve davada vasisi tarafından temsil edilir. Ancak vasinin, kısıtlı adına dava açabilmesi veya kısıtlıya karşı açılan davayı takip edebilmesi için, bu özel izni alması kanuni bir zorunluluktur. Bu izin, vesayet makamının, açılacak davanın kısıtlının menfaatine olup olmadığını denetlemesini sağlar. Bu eksiklik, sonradan giderilebilir bir dava şartı noksanlığıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2017/3393 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkeme bu eksikliği tespit ettiğinde davayı hemen reddetmemeli, HMK m.115/2 uyarınca vasiye, vesayet makamından husumete izin kararı alıp dosyaya sunması için uygun ve kesin bir süre vermelidir. İzin kararı dosyaya sunulduğunda, dava şartı eksikliği giderilmiş olur ve yargılamaya devam edilir. Verilen süreye rağmen izin kararı sunulmazsa, dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-50-taraf-ehliyeti.html)